Sizin “başarı”nız hangisi? Anne / Blog / Çocuk

 

Dünyanın daha fazla başarılı insana ihtiyacı yok. Dünyanın daha huzur veren, şifa veren, hikaye anlatan, yenileyen ve her canlıyı seven insanlara ihtiyacı var…Dalai Lama

Aile olarak örgün eğitime adım atmaya hazırlandığımız bu dönemde sürekli sorguladığım “başarı” kavramı farklı alanlarda, farklı şekillerde karşıma çıkıyor. Halihazırdaki eğitim sistemine hiç inancı olmayan bir insanın genel “başarı” kavramını kabul etmesi beklenemez. Bizim sistemimize göre;

Başarı=Para

Başarı=Mevki

Başarı=Sınav sonucu

Hep bir rekabet oyuncusu olmak zorundasın, okulda, işte, hayatta..Sürekli “daha” iyi, hızlı, zeki, çalışkan, aktif, bilgili, deneyimli, eğitimli, donanımlı, başarılı olma hissi ile motive olan insanlarla dolu dünyamız. Bir peynirin peşinde koşan fareler gibi…

Bazen o “daha” olma hissi ile kararan gözler de çıkıyor karşımıza. Ağzımı açık bırakan bir örnek; ilkokul 1.sınıfa giden çocuğuna evde okuma-yazma dersi aldırarak sınıfta “erken okuyan başarılı öğrenci” etiketini almasını sağlayan  ve dahası da o yaştaki çocuğa ders aldığını kimseye söylememeyi öğreten anne-baba! İlkokul 1’de bunu yapan bir anne-baba acaba ilerleyen dönemlerde neler yapabilir hayal edebiliyor musunuz? Şimdi bu bakış açısı ile dolu ebeveynlerin çocukları ile benim gibi düşünen ebeveynlerin çocuklarının aynı yarışa/sisteme sokuluyor olması doğru mu? Ben o sizin “başarı” kavramınıza uygun birey olsun diye çocuğuma inanmadığım sistemin kurallarını benimsetmek, ona göre yaşatmak/okutmak zorunda mıyım?

Bu sistemin işlemediğini dünyanın geldiği halden artık biliyoruz. Standart, alışılagelmiş “başarı” kavramı ile bu dünyanın tekeri artık dönmüyor. Hem bireysel, hem kitlesel olarak “başarı” ya bakış açımızı değiştirmek zorundayız. Başarı artık senin ne kadar kazandığın,ne olduğun, ne yaptığın değil kendinden başka birileri, başka birşeyler için “faydalı ne yaptığın” ile ilgili. Bu da yaptığın ve yarattığının içine sosyal bakış açısını ekleyerek mümkün. Evet mutlaka geçimini sağlayacak geliri elde edeceksin ve bunun için çalışacaksın. Ama artık bunun ötesini de düşünmek zorundasın, zorundayız. Sokağa çöp atmamayı, yerlere tükürmemeyi, kadına el kaldırmamayı öğretemediğin bir toplumda başkaları için de bir şeyler yapma düşüncesi kulağa fazla ütopik gelse de, yazdıklarımızın değiştirici güce etkisi olduğuna inanıyorum, bu yüzden de inanarak yazıyorum.

Artık dünyayı “fark yaratarak” başarılı olanlar değiştirecek, ilerletecek, geliştirecek. Geçtiğimiz aylarda Başka Bir Okul Mümkün Derneği ve Ashoka‘nın birlikte düzenlediği “Fark Yaratan Eğitim Zirvesi”nde gerçek bir günümüz başarı hikayesi olan, sevgili Dilek Öğretmen’in hikayesini duymayan kaldıysa diye paylaşmak istiyorum. Öğrencileri sınavlarda dereceler almış, en yüksek puanlı okullara girmiş olduğu için değil; yaptığı işle “fark yarattığı için” onun hikayesi çok kıymetli. Onu sahnede kendini anlatırken izlemenizi isterdim. Ayakta alkışlayanlar arasında ben de vardım evet…Samsun’da Kumköy İlkokulu’nda öğrencileri için yoktan var etmiş, okulu daha donanımlı, fiziksel şartları daha güzel, oyun parkı olan bir okul haline getirmiş.Bununla da kalmamış çocukların annelerine de okuma yazma öğretmiş. Samsun İş-Kur İşbirliği ile köydeki kadınlara iş imkanı sağlamış, okul lojmanını bir ayakkabı atölyesine dönüştürüp köy kadınlarının meslek edinip üretime geçmelerine ve para kazanmalarına öncü olmuş, projeyi daha da geliştirip ciddi yatırımlı sponsorlarla okulun arka paraleline 180 m2 büyüklüğünde yeni meslek edinme atölyesi inşa ettirmiş. Samsun Devlet Opera Balesi Sanatçılarını köye davet edip okul bahçesinde köy halkının operayla tanışmasını sağlamış.Görev yaptığı köydeki annelerin haftada bir gün aile eğitimi almaları ile ilgili çalışma başlatmış, okulda aile eğitimi kursu açmış. Köydeki çocukların ve ailelerinin hayatına kazandırdıkları ile fark yaratan hikayesinin tamamını Dilek Öğretmen’in blogunda da okuyabilirsiniz.

Yetiştiğimiz düzende yolunda gitmeyen bir şeyler olduğunu görerek aynı düzeni devam ettirecek bireyler yetiştirmemiz size mantıklı geliyor mu? Bana gelmiyor…Bu düzeni değiştirebilmek için, farklı düşünen beyinlere ihtiyacımız var. Bu da ancak farklı eğitim yaklaşımları ile mümkün.

Bir peynirin peşinden koşan fareler olmaktan siz hala yorulmadınız mı? Hayali emekli olunca sadece balık tutmak olan  “en başarılı” yönetici olma gayretinde misiniz? O aradığımız ve aslında en başta sahip olduğumuz huzuru bizden söke söke alan sisteme karşı bir şey yapmalıyız. Çocuklarımızın geleceği için çocuklara, kaybettiğimiz çocukluklarımız için kendimize bunu borçluyuz.

 


Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir