Kız kahvesi Anne / Yaşam

kız kahvesi

Çok eski ve sevdiğim bir arkadaşım yine çok eski bir zamanda anlatmıştı bunu bana. O günden beri ara ara aklıma geldikçe gülerim, hatta kahve seven biri olarak da kahve içerken anlatırım. Arkadaşımın adını vermek istemem aslında hiç de rahatsız olmaz, yaz ne olacak diyecek bir insan kendisi ama biz bu sefer ona Aybike diyelim..

Üniversite 1. sınıfta okuyan Aybike bir bayram günü yazlık sitelerinde, apartmanın önünde arkadaşlarıyla laklak etmektedir. Ammavelakin anne ve babası sitede büyük sayılan insanlar olduğundan gelen gidenleri de çoktur. Her yeni gelen misafirde annesi balkondan sarkıp “Aybikeee gel de bir  kız kahvesi yap” der. 1 olur, 2 olur 3 olur, ikide bir arkadaşlarının yanından ayrılıp kahve yapmaya giden Aybike bu işten çok sıkılır ve annesinin son seslenişinde bombayı patlatır;

-Anne ben verdim!

Kimbilir Aybike’nin annesi sitede yankılanan bu cümleden sonra Aybike’ye ne demiştir. Şu an hikayenin kalanını hatırlamıyorum ama benim tanıdığım (ona da Aysel diyelim) Aysel Teyze “Tu Allah kahretmesin seni, rezil ettin beni” deyip kahkaha atarak dönecek bir kadın. Her ne kadar modern, okumuş, kızına tapan bir anne olsa da “kız kahvesi” lafını gelişigüzel kullanan, bu ne demek ve ben neden böyle diyorum diye üstünde durmayan, iyi niyetli ama toplumun genel geçer “kız” kanunlarını benimsemiş bir kadın. “Kız” lafını sevmememe nedenim bu toplumda cinsiyet değil cinsiyet üzerinden bekaret tanımlıyor olması. Oysa aslında kız demek benim için “kız çocuğu”, oğlan demek de “oğlan çocuğu”.Yetişkin olduklarında “kadın” ve “erkek” olan bireyler..Hangi zihniyetle sevişmeden önce ve sonrası için insanlar ayrımlaştırma ve tanımlanma ihtiyacı hissedilmiş ve kahveye kadar bu tanımlama gelişmiş? Ve kızlarının kılına zarar getirtmeyecek, her şeyin üstünde tutacak anneler bile “kız kahvesi” sunar olmuş.

Başka bir ayrımın aşure ayı olan bu dönemde de vurgulandığını biliyor muydunuz? Ben aşureyi ilk defa 2 sene önce yaptım. Mutfak konusunda fazla becerikli olmayan bir insan olarak aşure yapacağımı duyan annem şaşırmış, boşver kızım uğraşma demişti (yapamam diye düşündüğünü biliyorum). Bu duygularla yaptığım aşure çevremden övgü alınca hoşuma gitti ve her sene yine yapayım diye düşünür oldum. Ve fakat bir büyüğümden gelen yorum bu sene de hevesimi kaçırdı; “yap tabii kızı olan yapar, evin bereketi olur”

Neden? Çünkü bizim toplumumuzdaki inanışa göre kız çocuk bereketi kaçırır, oğlan çocuğu şanstır, berekettir. Kaçan bereket de aşure ile yakalanır. Sırf bu düşünceye inadımdan aşure zamanı bitince aşure yapayım diyorum. Bu inanışı bana dile getiren büyüğüm de aslında Aysel Teyze gibi kızı dünyadaki her şeyden önemli olan, kızı için yaşayan bir anne.

Peki bu anneler hangi noktada kız çocuklarının toplumsal mağlubiyetini kabul etmiş? Neden ben ne diyorum diye durup düşünmemiş? Bunları düşünmeseler de kızlarını okutma, geliştirme ve yetiştirme çabaları ile bu toplumda aslında bir şeyleri değiştirme gücünü hisseden, kendine güvenen, okuyan, çalışan, konuşan, savunan, hakkını arayan kadınlar yetiştirmişler..Bizim neslin anneleri “mutlaka okuyacaksın, kendi paranı kazanacaksın, kocana muhtaç olmayacaksın” diyen anneler…Her ne kadar kız kahvesi ikram etseler de  bu düzeni, bu algıyı aslında değiştirme yolunu açanlar, o gücü bize verenler..Farkında olmayarak başkaldıranlar..

 

 

 


Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir