İlkokulun ilk günü Çocuk

 

Rüzgar gibi geçti…İlkokulun ilk günü nasıl olacaktı, yaz boyu sürekli, durup durup sorduğum soru.

Ne yapacağız, bırakıp çıkacak mıyız öylece, yoksa bekleyecek miyiz bir yerde, yanımıza gelecek mi, biz sınıfa girebilecek miyiz,  izin verilecek mi? Çocukları ilkokulda olan arkadaşlarıma sorduğumda evet bırakıyorsun cevabını alsam da kabul edemedim, nasıl bırakıp çıkılıyor bir türlü içim kabul etmedi bu cevabı. Ama öyleymiş işte, bırakıp çıktık öylece…Arkasına bile bakmadan, koşarak girdi içeriye, kaydı gitti sanki elimizden, bakakaldık boş boş okulun kapısında (biraz da aptal gibi hissettim). Ne bekliyordum, bu kadar kolay olmasına “ben” hazır değildim sanırım. Nedense daha ağır, daha acılı, gözyaşlı falan bir başlangıç bekledi bir yanım sanki.

Yani ilkokulun ilk günü duygusal olarak benim açımdan çok büyük anlamlı olsa da çocuğum açısından öyle büyük bir anlamı olmadı, bu da bende garip bir his bıraktı.

Benim gibi bu ilk güne büyük anlam yükleyip heyecanla bekleyecek veliler olursa diye minik tecrübemi yazmak istedim; ilkokulun ilk günü (eğer çocuğunuz ilkokuldan önce uzunca süre kreşe gittiyse) çok da büyütülecek bir olay haline gelmiyor. Bizim şansımız okulumuzun açılmadan son haftasonunu, çocukların okul ve öğretmenlerle tanışmasına ayırması oldu. Çocuklar okulda eğlenceli zaman geçirdi, sınıflarını gördü, öğretmenleri ile sohbet etti. Böylece ilk gün aslında pek “ilk gün” gibi olmadı. Eğer okulunuzda böyle bir uygulama yoksa bunu talep edin bence.

Çocukları kapıda bıraktıktan sonra tekrar bir araya geleceğimiz  tören zamanına kadar yaklaşık 1 saatlik süre için bize bir yerde oturup beklememizi önerdi okul yöneticilerimiz. Doluştuk tanıdık birinci sınıf velileri, çay-kahve-muhabbetle o boş kalan ellerimizi doldurduk. Tören zamanı yine biz “veliler” için çok duygusaldı, çocuklar için ise sanki her şey bir oyundu. Güle oynaya sınıflarına gittiler. Yine biz kaldık öylece.

İlkokul dediğin çocuğun gerçekten senden kopup hayata atıldığı ilk yer. O senden kolayca kopuyor da senin için o kadar kolay olmuyor. Veli olmak senin için de büyümek demek. Sen bu kadar büyüdüğünü kabul etmek istemiyorsun belki de.

Okula, öğretmenlere kalbini bırakıp çıkıyorsun. Ona iyi bakacaklar diyorsun.

Bir de bizim yeni açılan okulumuzda bir kaç veli arkadaşımla fark ettik ki biz aslında kendi çocukluklarımızı da getirmişiz buraya, kendi çocuk kalplerimiz de bu okulda. Öyle güzel bir şeye başladılar ki, çocuklarla birlikte biz velilere de çok iyi gelen, bizler çocukken ve  okuldayken kırılmış, örselenmiş yerlere değen, onları iyileştiren…Okula her gittiğimizde çıkmak istemediğimiz, keşke ben de okusam dediğimiz bir okul… Biliyorum henüz çok erken ama duygularım bunlar.

Umuyorum hep birlikte bu güzel hikayeyi yaşamaya devam ederiz. Yazanların eline sağlık :)

 


Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir