İçten Ebeveynlik Blog

Çocuklarınızın nasıl yetişkinler olmasını istiyorsunuz?

Çocuklarınızın olmasını istediğiniz yetişkinler misiniz?

Bu iki sorunun cevapları kendinize döndüğünüz, kendinizi içten olarak ortaya koyduğunuz cevaplar mı?

Önce maskeyi kendine takacaksın, sonra çocuğuna… Kendini ele alma biçimin, kendini ortaya koyma biçimin çocuğunun da nasıl olacağını gösteriyor.

Eğer amacımız içtenlik ise aşağıdaki gibi olmak ve aşağıdaki gibi çocuklar yetiştirmek isteriz;
* incinebilirliklerini ve kusurlarını kucaklayabilen
* kendisi ve başkaları için derin bir merhamet ve sevgi duyan
* dünyayla bir değerlilik alanından bağ kuran 
* sıkı çalışmaya, saygıya ve sebata değer veren
* kendi içlerinde bir özgünlük ve aidiyet duygusu taşıyan, bunu dışarda aramayan
* kusurlu, incinebilir ve yaratıcı olma cesaretine sahip
* farklı ise ya da mücadele ediyorsa utançtan veya sevilmekten korkmayan 

Yani çocuklarımızın oldukları kişiyi sevmelerini ve kabul etmelerini istiyorsak önce biz olduğumuz kişiyi sevmeli ve kabul etmeliyiz. Burda kendimde “asla yetmez kültürü”nün arazlarını, kendi yargılamalarımı ele almaya başlıyorum;

  • Daha iyisini yapabilirdin!
  • Elalem ne der!
  • Kötü bir annesin.
  • Kendini ne sanıyorsun?
  • Tembelsin, şımarıksın, insanlar ne zor şartlarda ve sen ne rahatsın.

Sürekli kendi yaptığını beğenmeyen, yaşamda aile olarak karşılaştığımız her zorlukta sorumlu ve suçlu olarak gören, “neşe”si kaçmış biri…Bu kitap sayesinde kendimi ne kadar hırpaladığımı, zorladığımı, şefkat göstermediğimi fark ettim. Kendimi yeniden keşif yolculuğuma başladım. Ben içten miyim? İçimden gelen ne?

İçimden geleni sevip kabul edebilirim. Olduğum gibi değerli ve biriciğim. Hatalar yapabilirim. Hatalar benim değerimi azaltmaz. Tıpkı çocuklarım kötü/yanlış bir şey yaptığında bu onların değerini azaltmayacağı gibi..

Çocuklarımızı davranışlarından ayırmamız gerekir. Sen kötüsün ile kötü bir şey yaptın arasında önemli bir fark var. Utanç daha iyi yapabileceğimize ve daha iyi olabileceğimize inanan tarafımızı yıpratır. Çocuklarımızı utandırıp etiketlediğimizde, yeni davranışlar geliştirmeleri ve denemeleri şansını yok etmiş oluruz. Bir çocuk yalan söylerse, bu davranışı değiştirilebilir. Fakat bir yalancı denirse...Bunda potansiyel değişim nerede?

 

Utanç Dayanıklılığı…kendimizi ortaya koyma cesareti…Çünkü kendimi ortaya koyarsam ve beni sevmezlerse, o zaman değersiz hissederim, oraya ait olmamam, kabul görmemem demek…Utanacağım şeyler yaparsam/yaşarsam, değersiz hissederim, oraya ait olamam, kabul göremem…O zaman kendimi ortaya koymayayım, herkes beni sevsin, herkesin seveceği biri olursam, utanç duymam, her yere ait olabilirim, ait hissedebilirim, kabul görürüm…

Bilmem tanıdık geldi mi? Utanç çocuklar için de çok acı verici çünkü aynen yukardaki cümlelerdeki gibi sevilmek, ait olmak hissine muhtaçlar ve bunu sağlayan kişiler ebeveynleri. Ve ebeveynlerin sevdiğini hissetmek onlar için hayati bir durum. Yani utanç dayanıklılığı geliştirmek istiyorsak utandıkları durumlarda, hata yaptıklarında da bunu hissetirmemiz gerekiyor ki bu bir travmaya sebep olmasın. Çünkü biz büyüklerin uğraştığı travmalar hep bu çocukluk kararlarından geliyor. Utanç yaşanan durumlarda “normalleştirme”yi öneriyor Brene Brown. Yani yalnız olmadıkları, bizim de aynı mücadeleleri vermiş olduğumuzu bilmeleri konusunda sohbet edin, anlatın, kişisel deneyimlerinizi aktarın, bu paylaşımlarla ebeveyn ve çocuk arasında kutsal bir şey meydana gelir diyor.

Çocuklarda değer geliştirmek istiyorsak ait olduklarını ve bu aidiyetin kayıtsız şartsız olduğunu bildiklerinden emin olmamız gerekir. Bunu böylesine zor kılan ise çoğumuzun aidiyet duygusunu hissetmek-incinebilirliklerimize rağmen değil, incinebilirliklerimiz sayesinde bir şeyin parçası olduğumuzu bilmek- için mücadele vermemizdir.Sahip olmadığımız bir şeyi çocuklarımıza veremeyiz; bu da çocuklarımızın yanında bizim de aidiyet duygusunu geliştirmek için çalışmamız gerektiği anlamına gelir.

Brene Brown ‘un Cesur Yanınızı Kucaklayın kitabından alıntılarla düşüncelerimin karmasına bir başka yazıda devam edeceğim…


Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir