Geç okuyan çocuk… Blog
Kızım çok konuşan, çok erken konuşmaya başlayan bir çocuk… Nedense okurken de böyle erken davranacağını beklemişim. Beklemişim diyorum öyle bir beklentim olduğunu geç okuduğunu sanınca fark ettim. Ben her şeyi en önce yapmaya çalışan nesilden geliyorum, öyle eğitildim. Her ne kadar “çocuğumu o sisteme sokmayacağım, bu eğitim sisteminin mağduru etmeyeceğim, ona ve onun kendi hızına saygı duyacağım” desem de iş okuma-yazmaya gelince içten gelen ve sanırım iliklerime işlemiş sistemin bir neferiymişim.
Kafamdaki sesler;
“Bütün arkadaşları erkenden okuma-yazmayı söktü!”
” 1 dönem bitti hala çok zorlanıyor.”
” Neden bazı harfleri ve sayıları ters yazıyor?”
Kafamda bu sorular ile dönem sonu veli-öğretmen görüşmesine gittim. Tabi ki endişelerimi hemen dile getirdim; bir gecikme mi vardı? Hala okuyup yazamaması normal miydi?
Öğretmeni beni çok rahatlattı ve kendime gelmemi sağladı. Çocuğumu bu okula gönderme sebebim olan çocuğun hızına saygı duyan bakış açısını bana hatırlattı; “Evde okumaya çalışıyor, yapamıyor ise ise kendini kötü hissetmemesi için onu motive edin, çok iyi gidiyorsun, harikasın deyin. Evet kızım ara ara kendini kötü hissediyordu. Bense onun duygusuna hiç dikkat etmemiştim. Okusun diye bir çaba harcamamakla birlikte ben de kendi duyguma takılmış ve onunkini dikkate almamıştım. O günden sonra kendini kötü hissetmemesine odaklandım. Ve bu bana çok iyi geldi,  o da daha motive bir şekilde denemeye devam etti. Hala da ediyor. Sömestr tatili sonrası sanki biraz daha hızlandı ve çabası arttı. Yine de hala oldukça yavaş okuyor.
Bunlar benim deneyimlerim… Bir de bu konuyu işin uzmanı yani ilkokul öğretmeni bir arkadaşıma sormak istedim. Sevgili Şeyda Başol’un cevapları belki benzer deneyimi yaşayan, “endişeli” ebeveynlerin işine yarayabilir;
İlkokul 1. sınıfta okuma-yazmayı öğrenme sürecinde çocuklarımızın farklı okuma hızları olabiliyor. Bunun beklenen süreleri var mıdır? Yani şu kadar zaman içinde şöyle olması beklenir gibi durumlar var mı?
 1.sınıf dediğiniz gibi okuma-yazma sürecidir.Bu süreçte her öğrencinin hazır bulunuşluk düzeyi, ilgi ve ihtiyacının birbirinden farklı olduğunu unutmamak gerekir. 1.sınıf sonuna kadar okuma yazma sürecindeki gelişim izlenmeli,çocuk kendi içinde ve hızında değerlendirilmelidir.Okuma-yazma ile ilgili hangi durumlarda ailelerin bir çaba göstermesi,dikkat etmesi gereklidir?
Başladığı noktadan itibaren geldiği yer öğretmenle yapılan toplantılarda değerlendirilir.Eğer öğretmen sıradışı bir takım durumlar sezmişse zaten bunu aileyle paylaşacaktır.Gerekli yönlendirmeleri yapacaktır.Aile kendi başına,diğer çocuklarla kıyaslayıp bir karara varmamalıdır burada öğretmene güvenmek ve öğretmenin süreci yönlendirmesine izin vermelidir.
Harfleri ters yazma durumu normal midir? Ne zaman bu konuya dikkat etmek gerekir?
Çok sık rastlanan bir durum,özellikle birbirine benzer belli harfler ve  bazı sayılar söz konusu olduğunda.Genelde insanların aklına hemen disleksi gelebiliyor fakat yine 1.sınıf sonuna kadar izlenip belli bir takım kriterler beraber değerlendirilip gerekli yönlendirmeler yapılmalıdır.
Okuma güçlüğü tanımı hangi durumlar için kullanılır?
Yukarıda bahsettiğimiz süreçler takip edilip,uygun zaman verildikten sonra (ki bu genelde 1.sınıf sonlarıdır),hala fark edilir biçimde okumada zorluk yaşayan çocukların gerekli yönlendirmelerle kendilerine uzmanlarca yapılan belli bir takım testler uygulanması sonucu disleksi ya da özel öğrenme güçlüğü olduğuna karar verilebilir. Çoğu zaman işitme ya da görme gibi alanlardaki sorunlar da okuma güçlüğüyle karıştırılabiliyor,eğer çocukta okul öncesi dönemde her şey yolundaysa,öğrenme güçlüğüne dair herhangi bir şüphe oluşmamışsa okuma yazma sürecine gelene kadar, önce bu alanlar incelenmeli ve gerek varsa desteklenmelidir.
Okuma güçlüğü çeken çocuklar için aileler nelere dikkat etmelidir, ne yapmalıdırlar?
 Öğretmenle işbirliği içinde olmaya,kendilerine verilen tavsiyeleri bir kaç kaynaktan araştırmaya dikkat etmeliler.Okuma güçlüğünün sebebine göre süreç içerisinde kendilerine gerekli yönlendirmeler yapılacaktır.Sorunun kaynağı belli olsun olmasın çocuğa çok yansıtılmamalı,aile kendi kaygılarını çocuğa geçirmemeli.Bu, olayın altının çizilmesine ,çocuktaki performans kaygısının,eksiklik duygusunun oluşmasına yol açar ve kesinlikle işleri daha zorlaştırır.Eğer çocuk farkındaysa ve durumdan etkileniyor gözüküyorsa onu rahatlatacak söylem ve davranışlarda bulunulmalıdır.Aile bu konuyu asla çocuğun yanında başkalarıyla paylaşmamalıdır,diğer çocuklarla kıyaslamamalıdır.Bunun için önce kendini rahatlatmalı,konuyla ilgili bilgi edinmeli ve güvendiği konu uzmanlarının tavsiyelerine uymalıdır. Son olarak izlemeyen herkese Aamir Khan‘ın Türkçe’ye “Yeryüzündeki Yıldızlar” olarak çevrilen “Taare Zameen Par” adlı filmini tavsiye etmek isterim.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir