Dehşet bakışları ile yola getirilen çocuklar.. Anne / Çocuk

yetenekli çocuğun dramı

“Gerçek benlik annelerin dehşet bakışları altında saklanmıştır”

Bir kenara not ettiğim, beni bu kitapta en çok sarsan cümle…Alice Miller’ın “Yetenekli Çocuğun Dramı” kitabını ne zaman aldım hatırlamıyorum. Adı yüzünden yıllarca dolapta bekledi. Çünkü ben bu kitabı çocuğun müzik, resim, spor gibi belli bir konuda yeteneği ile ilgili bir şeyler anlatacak, hani “çocuğunuzu ve yeteneğini nasıl anlarsınız” diyecek sandım. Doğumlardan sonra uzunca süre kitap okuyamadım. Okumak gelmedi içimden ve de hiç okumaya enerjim olmadı. Ne zaman okumak istesem uykum gelir, ilk sayfalarda pes ederdim. O zamanlar da geçti. Bir an geldi ve ben tekrar okuyabilmeyi başardım. Bu kitap neyse ki okunmadığı için başkasına verilenler arasına girmemiş. Şu anda tekrar tekrar okuduğum, kızlarıma bırakmak üzere bir gün evde yapacağım kütüphanemde demirbaş olacaklardan…

Sürekli sizi kendi çocukluğunuzla, çocukluk hislerinizle, anne-baba ilişkinizle yüzleştiren bir yandan da kendi çocuğunuzla ilişkinize bakmanızı sağlayan bence bir “ebeveyn el kitabı”. Önce kendini tanı, ne yaşadın da neden böyle yaptın, yapıyorsun; şimdi çocuğunla ilişkine bak, onda kendini mi görüyorsun, sen annen misin yoksa annem gibi olmayacağım diye debelenen yine başka bir “ben” misin?

Kitapta altını çize çize okuduğum yerler var. Burda birkaç satır paylaşacağım. Ama bu cümleler kitabın verdiğini vermeyecek, lütfen kitabı okuyun..

  • Bir çocuk kullanabileceği, onu yansıtan (verici olan, çocuğuna gelişme işlevinde kendisinden olabildiğince yararlanması için fırsat veren) bir anne ile büyümek şansına sahip olursa, büyürken bir yandan sağlıklı bir “benlik duygusu” da oluşturabilir….Fakat bu derece sevecen olmayan anneler de bu gelişmeye, sadece buna engel olmamakla imkan verebilirler; O zaman çocuk annesinde eksik olanları başka kişilerden sağlama yoluna gider. çocuğun bu en az miktardaki bir duygusal besinden çevresindeki her teşvikten yararlanma konusundai olağanüstü yeteneği çeşitli araştırmalarla ortaya konmuştur.
  • Anne çocuğuna yardım edecek durumda olmayınca ne olur?…..kendi de ihtiyaç içinde bir kişiyse ne olur?…Bu ilişki içindeki çocuk annesinin ihtiyaç duyduğu ve belli bir süre için kendisinin de yaşamını (yani anne/baba sevgisini) garantileyen, ancak genellikle sonraki yaşamında onun “kendisi” olmasını engelleyen bazı gelişmeler gösterir.
  • Ana-babamızdan çok erken yaşlarda öğrenerek devraldığımız davranış kalıplarından ne kadar istesek de vazgeçemeyiz. Fakat kendimize bu belli davranışlardan neler çektiğimizi tümüyle hissetmek ve algılamak için izin verdiğimiz anda bunlardan özgür olur, bizi içimizden etkileyerek yaşamımızı belirlemelerinden kurtuluruz.
  • Çocuklarımızın onlara acı verdiğimizi kavrayıp bunu dile getirebilmesi ve böyle yaparak bize hatalarımızı ve ihmallerimizi görüp özür dilememiz için fırsat vermesi büyük bir şanstır. Bu özür dilenince, çocuklarımız şiddet uygulayan gücün, ayrımcılığın ve aşağılamanın kuşaktan kuşağa aktarılan zincirinden kurtulabilir. Erken yaştaki çaresizliklerini ve bunun doğurduğu öfkeyi bilinçli olarak yaşayabildikten sonra kendilerini çaresizlik anlarında güç kullanarak savunmalarına gerek kalmaz.
  • …Pek çok insan bu suçluluk duygusunu, ana-babanın beklentilerine cevap verememiş olmanın ezikliğini ömür boyu taşır….Fakat bu duygudan daha da kalıcı olan yara insanın “ne ie o olarak sevilmemiş olması” sonucunda aldığı darbedir ve yası gereğince tutulmadıkça da iyileşmez.
  • …Bizi hasta eden bilincine varamadığımız, varlığından ve kaynağından haberdar olmadığımız olgular ve olaylardır; Toplumun ana/babalarımızın gözleri, bu gözlerdeki bakışları aracılığıyla içimize işleyen, daha sonra okumayla, eğitimle üzerimizden atamadığımız zorlamalarıdır…
  • …sonuçta kendi yazgısının çilesini bütün trajedisi ile bilinçli olarak yaşayabilen bir insan, başkalarının acısını da (bunu belli etmek istememesine rağmen)çok daha fazla ve çok daha çabuk hisseder.

 

Not: Bu kitapla ilgili sevgili Güldem’in de bir yazısı olduğunu biliyorum, kendi yazımı yazmadan okumak istemedim ki yazarken bir etkileşim olmasın bende.. Şimdi kahvemi alıp onun yazısını okuyacağım, siz de okumak isterseniz buyrun linki 


Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir