Bir kreşe başlama(ma) hikayesi Bebek / Çocuk

 

Çocuklar neden kreşe başlar? Belli bir yaştan sonra bir kreşe başlamanın önemini, ilk çocuğumda emzirmeyi bırakma döneminde sohbet ettiğim Psk.Aysun Bal Ömeroğlu kreş için yaklaşık şu cümleleri kurduğunda anlamıştım; Neden kreşe yolluyoruz çocukları? Çünkü senden ayrılmasına, sosyalleşmesine, sana bağımlı olmadan yaşamasına fırsat vermek, büyümesine izin vermek için..

Aynı bağlamda, emzirmeyi bırakmanın belli bir yaştan sonra gerekliliğini anlatmıştı ve biz büyük kızımda 25 aylıkken emzirmeyle vedalaşmıştık, acısız, sancısız, sakince..

Büyük kızım Iraz’ın oyun gruplarına katılarak 22 aylıkken ilk annesiz sosyalleşme deneyimlerini yaşamış, 3,5 yaşında da tam zamanlı kreşe gitmeye başlamıştı. Küçük kızım da 2 yaşını geçtikten sonra yarım gün ablasının gittiği kreşe başlasın istemiştim. Tabi ne hayaller kurarak…Nasılsa ablası ordaydı, sabah ikisi birlikte giderdi, alışması kolay olurdu, ben de öğlene kadar da olsa özgürlüğün tadını çıkarırdım, ne güzel olurdu ama! Ama, ama olmadı :)

1 ay boyunca küçük kızımla oryantasyon için okula gittik, geldik..Okulumuzun müdürü ve öğretmenleri çocuğa saygı duyan, ihtiyaçlarına göre hareket eden bir yaklaşımla, sabırla hareket etti ve beni yönlendirdi. Kah kapıda bekledim, kah içerde odada, kah sınıfın girişinde…1 ay boyunca kızım yanımdan ayrılmak istemedi. Her seferinde ağladı, bana yapıştı, kucağımdan inmedi. Hiç unutmuyorum bir gün kucağımda okula girerken “özledim anne, özledim anne” diye ağlamaya başlamıştı, içim tam anlamıyla ezilmişti. Bu da geçecek, o da alışacak diye bekledik, bekledim. Ama süreç kolaylaşacağına, giderek zorlaşıyordu. En sonunda artık ya bırakıp gidecek ya da “bu zaman doğru zaman değil” diyerek biraz daha büyümesini bekleyecektim. Tereddüt etmeye başlamıştım. Neyse ki okul müdürümüz ve psikoloğu beni de ayrıca destekliyorlardı. Özellikle o ağlarken benim içimin ezildiği en zor zamanlarda gelip kendimi iyi hissetmem için benimle sohbet ediyorlardı, yönlendiriyorlardı.

Yine de 1 ayın sonunda artık beklememin bir değişiklik yapmayacağını fark ettiğimizde dediler ki “Bu süreç kolaylaşmayacak, bundan sonra ya bırakıp gideceksiniz yine zorlu başka bir süreç yaşayacak ve uzun bir zamanda alışacak ya da eğer isterseniz biraz daha büyüdüğünde ve daha hazır olduğunda başlayacak”.

Büyük bir hayalkırıklığı yaşadım. Hem hayal ettiklerim gerçekleşmemiş, hem çocuğum hazır olmadan bu zor süreci yaşatmış olmanın vicdan azabını duymuştum. Ben istedim diye olmuştu bunlar. Yine bir “sinyalleri yanlış okuma” hikayesi olmuştu benim için. Büyük kızımın tuvalet alışkanlığında olduğu gibi, attığım adımı geri almam gereken…

Aldım da! Bu deneyim de annelik kitabıma eklediğim sayfalardan biri oldu, şöyle yazıyordum;

Öncelik benim ihtiyaçlarım değil, onun ihtiyaçları. Bazen bana fazla uyumlanmasını bekliyorum, oysa daha çok küçük. Okulun yaklaşımı çok önemli, bu süreçte beraberce karar vermeli ve istikrarlı olmalı, eğer bir tereddütünüz varsa mutlaka bunu konuşmalı..Çocuğu bırakıp çıkmak bir seçenek olacak ise de bu kapıdan girer girmez sunulmamalı, mutlaka oryantasyon/alışma süreci olmalı. 

En önemlisi anne hazır olmalı.

Şimdi kendime soruyorum; acaba ben onun büyümesine, benden bağımsızlaşmasına, artık minik bebeğim olmamasına hazır mıydım? Hala cevabımı bulamadım..

 

 


Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir