Bilgi sahibi olmadan fikir sahibi olmak* Anne / Bebek / Emzirme

İşte bu laf tam da benim anlatmak istediklerimin özeti.

Birkaç ay önce, gündüz kuşağında, izleyicilerine yani kadınlara çalakalem yazılmış fikirleri beyan eden programlar arasında bir tanesine takıldım. Çünkü iki kadın vardı, biri hamile diğeri yeni doğum yapmış. Minik bebeği olan bir anne olarak her ikisinin de söylediklerini dinlemek istedim. Taze anne Ebru Şallı idi, diğeri de konuğu olan hamile Yeşim Salkım.

Konu emzirmeye geldi. Ebru Şallı izleyicilerine 6 ay emzirmeyi önerdi! fazlasına gerek yok dedi. Yeşim Salkım da aynı fikirde olduğunu, hatta yaşını geçmiş bebeğini emziren akrabasıyla dalga geçtiğini, gülerek ve eğlenerek anlattı.
Çok rahatsız oldum. Birşey yapmam gerekiyordu, oturdum bir mail yazdım programa. Özetle bir uzmana danışıp bu konuda bilgi paylaşımında bulunmasının daha doğru olacağını yazdım, bir de anne sütü ile ilgili bildiklerimi paylaştım, kendi bebeğimden de örnekler verdim. Cevap gelseydi şaşardım, beni şaşırtmadılar maalesef.
Yeşim Salkım çok uzun zaman önce ilk hamileliğini yaşamış dolayısıyla bilgileri taze olmayabilir. Hamileliği sırasında da bilgiye ulaşamadı, ilgilenemedi, o yüzden bilmiyor olabilir diyelim. (tabi ki bu emziren bir anneyle dalga geçiyor olmasını mazur göstermiyor)
Ammavelakin Ebru Şallı’nın ikinci bebeği, kendisini sağlıklı yaşam ikonu olarak konumlandırıyor medyada. Bebeğini emzirdiğini söylüyor sürekli. Bu mudur sağlıklı yaşam? Ömürboyu pilates yap ama bebeğini sadece 6 ay emzir yeter, fazlasına gerek yok! Keşke pilatese gösterdiği hassasiyetin onda birini anne sütüne de gösterseydi.
Kaç kadın onu izliyor tahmin edemedim, hadi diyelim yüzbinlerce. Bilgiye ulaşamayan, hayatı televizyonlarda gördüğü ve duyduklarından ibaret olan kadınlar, bu söylenenleri doğru bilgi zannedip uygulayabilir. Ne kadar üzücü, bir bebeğin anne sütünü, bundan sonrasına gerek yok dediler diye 6 aydan sonra alamıyor olması.

Bu yazımı da Ebru Şallı’ya yollayacağım. Yaptığı işin toplumsal etkilerinin farkında olup, bilgi sahibi olarak fikirlerini paylaşması dileğiyle…
Bir dilek daha: Tüm gündüz kuşağı programlarında anne sütü farkındalığı ve bilinci artsın, bununla ilgili doğru bilgi paylaşımları çoğalsın, herkese ulaşsın..
*Bu sözü bana hatırlatan Sevgili Nihan’a teşekkürler..

Yorumlar

  1. Sinir bozucu ama sasirilacak bi durum gormuyorum allahtan 6 ay demis. Bu kadar kendi goruntusune takintili olan bir insanin 6 ay emzirdiginden bile supheliyim ben! malum goguslerin goruntusu daha onemli ya 1 cm sarkarsa nolucak, aman aman allah korusun. Hem coucgu da erkenden doguran bu kadin degil mi fazal kilo almayayim diye? Allahim boyle kadinlar neden cocuk yapar ki?

  2. Böyle “topluma mal olmuş” bir kişi, böylesine şahsi bir konuda tavsiye vermemeli, veriyorsa da “bu benim fikrim” demeli diye düşünüyorum. Kendisi bebeğini altı ay emzirmeyi tercih etmiş olabilir, o onun seçimidir. Ama bunun böyle olduğunu söylemesi gerekir. “Altı ay emzirin, daha fazlasına gerek yok” demek, onun sözünü dinleyecek annelerin çocuklarının (bu konudaki) vebalini de üzerine almış olmak anlamına geliyor bence.

  3. Emel, ben Ebru Şallı’nın bebeği için tehlikeli olacak birşey yapacağını düşünmüyorum, kilo almayayım diye çocuğu erken aldırma olayı magazin uydurması gibi geliyor bana
    Blogcu Anne, katılıyorum, topluma mal olmuş olmanın sorumluluğunun farkında değil çoğu, ben böyle yapıyorum ama önerilen budur diyebilmeli, doğru olanı bilmiyor ki söyleyebilsin

  4. bu kadın o kadar ahkam kesiyor ki.. hiç bir dr. özellikle de programına katılanlar onu uyarmıyor.. gerçekten anlamak mümkün değil.. çok izlenen bir program yapan birinin konuşmadan önce bu işin doğrusu nedir diye araştırma yapmaz mı? nedir bu böyle.. Zaten ben bu kadının 6 ay emzirdiğine bile inanmıyorum.. sağlıklı yaşam derken bu şekilde konuşması , inanaılır gibi değil.. ama hiç şaşırmadım.. burası Türkiye, Tv de bunlar gibiler çok…

  5. hiç inanmıyorum 6 ay emzirdiğine, o olsa olsa emzirmeyi arada günde 1 kere falan vermek olarak kastediyordur, gerisi mama…Dalga geçmek, gülerek anlatmakla matah sandıkları şeyler dünyanın ilim, bilimle tasdik ettikleri sağlık kriterleri…Olsa olsa ilk 6 ay lafını da tıbbı terim diye kullanmışlardır, tıp ilk 3 ay deseydi bunlar da 3 ay yeter gerisi boş diye dolanırlardı ortada…Bilgi sahibi olmadan fikir sahibi olma tanımına lütfen, kendi fikrine sahip olma ekini de koyuver Peri cim :))

  6. O da bir sey mi? Nora Romi Ozkilic, Annelik Gunlugu-Dokuz Ay Uc Yil isimli kitabında, hamilelik sirasinda yapilan taramalardan biri olan uclu testten, “bebek zeka testi” olarak bahsediyor. Ustelik, bildigim kadariyla bir kac baski yaptı bu kitap. Ben blogumda yazarken bile, yanlis bir nitelemede, saptamada bulunursam diye odum patlarken bu insanlar goguslerini gere yazarlik, editorluk, sunuculuk yapabiliyorlar. Hayretler icindeyim.

  7. Esra, programlara katılan doktorların bazılarından şüpheleniyorum artık, bazı şeyleri bilseler de söylemiyorlar gibi geliyor, bir çıkar, bir amaç oldu mu bilim, ilim kalmıyor memlekette.
    Sen@,evet haklısın günde bir kere emzirmeyi kastediyor olabilir düşündüm de :)

  8. Rüzgarlı günler ve geceler, bak buna daha çok şaşırdım, hele bir de işin içinde olan bir insandan bunu beklemezsin. Bilgi paylaşımı konusunda da aynı fikirdeyim, hatta yazımda böyle bir cümle kullanmayı düşünmüştüm ” ben blogumda bile çok dikkat ediyorum” diye ama bunu dergi yazarları,editörleri için söyleyebileceğimizi hiç düşünmemiştim

  9. Bence de cok uzucu bir durum. Keske bu tip programlari biraz daha akli basinda ve kulturlu kisiler sunsa..

  10. ortak, keşke hatalarını görüp düzeltseler

  11. Bu iki kadının da ciddiye alınacak bilgi birikimleri olduğunu düşünmüyorum. Medyatik oldukları için bir şekilde televizyondalar işte…

  12. Ssvgili Peri,
    aslına bakarsan doktorlardan şüphelenmekte şu anlamda haklısın: literatür takip etmiyorlar,,bu nedenle de eski bilgileri anlatıyorlar..WHO yani Dünya Sağlık Örgütü der ki ilk 6 ay sadece anne sütü sonra da ek mamalarla 2 yaşına kadar emzirebilirseniz emzirin..
    İlk aylarda bebeğin gereksinim duyduğu tüm besin maddelerini içerdiği, ikinci alt ayda bebeğin gereksinim duyduğu besin değerlerinin yarısını içerdiği, 1 ila 2 yaş arasındaki dönemde ise ihtiyacın 1/3’ünü karşıladığu kanıtlanmıştır. Yararlarını saymaya bence gerek bile yok :)
    Blogunu sevgi, neşe ve gurula okuyorum Peri’ciğim,,Ayda’yı sıkıştır benim adıma..

  13. Bir olayi anlatmazsam catlarim: Bu Ebru Salli isimli arkadasin doktoru, benim cok yakin bir dostumun da doktoru (idi). Yillar once, arkadasima, uzeri kapali bir bicimde “Cocuk sahibi olmaniz olanaksiz” demis, hatta arkadasim bir donem depresyona girmisti. Sonra tavsiye uzerine universite hastanesine gitti. Simdi iki cocugu var. Bence konu, doktorlarin yetersizliklerinden cok, 500 liralik vizite ucreti karsiliginda, riskli hamilelik, hastaliklar gibi vakalarla eforlarini harcamak istememeleri… Turkiye’de neden bu kadar sezaryen yapiliyor, ebelik nicin tarihe karisiyor saniyorsunuz? Hepsi bu “idealist” doktorlarin ve onlarin yarattigi “annelerin” eseri. Reklamlarini da yapiyorlar. Ohh miss!

  14. Çokbilmiş, evet çok haklısın, ama özellikle gündüz kuşağındaki programlardaki konulara, söylenenlere çok dikkat edilmesi gerekir diye düşünüyorum. Anneler izliyor sadece, yani geleceği yetiştirenler. Medyatik bir kişi de sunsa yok mu bunun yapımcısı, editörü, bir bileni,kontrol edeni. keşke kontrol merkezi hürrem’le falan uğraşacağına böyle işlere biraz eğilse

  15. Dilekciğim,
    Bu vesileyle seninle görüştüğüme çok sevindim :) yanlış anlaşılmak istemem, doktorlarımızı severim, hele de senin gibi olanları çoooook severim :)
    Ben doktorun literatürü takip edenini severim diyeyim :))
    bazı doktorların söyledikleri, özellikle mama ve doğum yöntemleri konusunda söylenenler benim kastettiklerim. Seni buluncaya kadar yaşadıklarımı sen de biliyorsun :) Çok şükür senin gibi doktorlarımız var.
    Görüşelim de Ayda’yı kendin sıkıştır olur mu :)

  16. Rüzgarlıgünlervegeceler, bilinçli, okuyan, araştıran anneler çoğaldıkça bunlar değişecek, ben çok umutluyum (herşeye rağmen)

  17. Ikisi de birer ucube.. Yesim Salkim talasemi tasiyicisidir ve bu hastaligi da reklam malzemesi yapmistir, “ay yok bayildim, tansiyonum, vay hamileligim,,” kendisini hic takip etmem ama ben talasemi hastasi oldugum icin bana surekli ‘aaa yesim salkim da talasemili’ derler ve beni deli ederler,, kadinda herhangi bir hastalik yok sadece hastaligin tasiyicisi,,. ve herkes de saniyor ki talasemi aslinda onun tanittigi gibi bir hastalik,, peh.. bence tv toplum zararlisi ilan edilmeli,,

  18. aa taşıyıcı değil de hasta zannederdim ben de yeşim salkım’ı. ben de kendisini takip etmem ama illa ki bir malzeme bulup çıkıyor karşımıza..

  19. :) hasta olsaydi hastanede tedavi gormesi gerekirdi surekli,, talasemi, yani akdeniz anemisi, yani dogustan gelen kansizlik,, talasemililer bebeklikten itibaren omur boyu duzenli kan almak zorundadir, ben her uc haftada bir gidiyordum mesela, simdi hamileyim diye iki haftaya dustu gerci,, ve ayrica ilac da kullanmak lazim,, yesim salkim talasemili olsaydi, boyle gorunmezdi hic, onda hastaligin hicbir defekti yok,, ben de yerini buldum, icimi dokuyorum, neyse kusura bakma, :)

  20. yaban; niye kusura bakayım. biz de senin sayende öğrenmiş olduk talasemi taşıyıcısı ile hastasının farkını. Allah yardımcın olsun.

  21. aynı dertten muzdaribiz:) ben de bi kaç gün önce şu yazıyı yazdım: http://mormermaid.blogspot.com/2011/05/anne-sutu-uzerine.html

    gerçekten bu emzirme konusunda konuşan sözde organikçi anneleri anlayamıyorum. ebru şallı zaten bir kivi artık:)

  22. Mermaid, ebru şallı bir kivi yorumuna bayıldım :))

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir