Ebeveyn kalbi Anne

 

Benciliz.

Yıllar önce, çalıştığım firmada yöneticimin bebeği olduğunda anne-baba olmak hakkındaki şu görüşü bana garip gelmişti; “Neden bir bebeğimiz olsun istiyoruz, çünkü bu dünyada bir izimiz kalsın, bizden bir parça devam etsin, bir eserimiz olsun, ölümsüz olalım”  Ne kadar bencil bir düşünce demiştim o zaman 20’li yaşlarındaki bir genç kız olarak.

Sonra büyüdüm, evlendim, uzunca bir süre sonra da çocuklarım oldu. Ne kadar bencilce bir şey yaptığımı sonradan anladım. Dünyanın en güzel duygusu çocuk sahibi olmak, olmadan bunu anlamak ya da çocuklu olanların bu duyguyu tarif etmesi mümkün değil. Ama bu duyguya sahip olmak için illa hamile kalmak, doğurmak gerekmiyor. Dünyada annelik-babalık yapabileceğimiz, belki de milyonlarca çocuk varken biz “bencilce” illa kendi yumurta ve spermimizle, kendi izlerimizi, genlerimizi taşıyan, baktıkça şöyle dediğimiz eserlerimiz olsun diyoruz;

  • Aaa bak burnu aynı ben ama gözler babası..
  • Bu huyunu da teyzesinden almış..
  • Dayısı gibi futbol sever..
  • Benim saçlarımın rengi de küçükken böyleymiş..

Çocuk isteme dönemine girdiğiniz zaman, gözünüz kendi bedeninizde onu taşımak, doğurmaktan başka şey görmüyor ve baktıkça onda kendini görmenin büyüsünü yaşıyorsunuz. Aksi halde bir sürü çocuğa anne-babalık yapabilecekken insanın illa ki kendi vücudundan bir parça olmasını istemesinin mantıklı bir izahı yok bence. Evet fiziksel ve duygusal olarak doğurmaya, çoğalmaya programlıyız ama insanlık olarak geldiğimiz evrede; doğanın ve Allah’ın bize doğur, çoğal dediği noktada olmadığımızı düşünüyorum artık.

Tüm bunları hamile kalmış, doğurmuş ve iyi ki de yapmışım derken yazmam da tuzumun kuru olması..samimi ikiyüzlü itiraflarım..

Ben bu bencilliğimi düşünürken bu sabah karşıma çıkan cümleler: Devlet koruması altında yüzlerce 0-3 yaş arası bebek günün 18 saatini karyolaların arkasında geçiriyor!

0-3 yaş bir insanın hayatının en önemli evresi derken, ilerde mutlu yetişkinler olması için bu dönemde sağlıklı bağlanma önemli yazılarını paylaşırken tokat gibi geldi yine bencilliğimiz suratıma.

Peki ne yapacağız? Ben cesaret edemiyorum, şu an kendime güvenmiyorum ama o gücü içimde hissettiğim an Koruyucu Aile olmak konusunda birşeyler yapacağım. Koruyucu Aile sitesinde bu konuda tüm bilgileri görebiliyorsunuz. Ayrıca devlet korumasında yetişen çocukların yaşadığı zorluklara farkındalık yaratmak ve çözüm getirmek için projeler üreten Hayat Sende Derneği’nin websitesindeki bilgileri de okumanızı gönülden isterim.

Hiçbir şey için geç değil biliyorum. Artık “ebeveyn” kalbi taşıyan bireyler olarak taşımadığımız, doğurmadığımız çocukların da elini tutmakla yükümlüyüz… Yoksa o kalpler bize ağır gelecek..

 

 

 

 


Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir