Anneliğini sev Anne

Bağırıp bağırıp özür diliyordum. Artık özrün anlamı kalmamıştı çünkü şöyle demişti; “anne sen de hem bağırıyorsun hem de özür diliyorsun, bağırma o zaman” Evet niye bağırıyorum ki? Bağırmak ne beni kızdıran durumu değiştiriyor, ne de onu ya da beni daha iyi hissettiriyordu. Tam tersi ben bağırınca sanki onun kalbini elimde eziyorum gibi hissediyordum. Bana daha çok acı ve vicdan azabı olarak geri dönüyordu. Neden bağırıyorum öyleyse diye araştırmaya başladım. Evet araştırmaya ve bunun üzerinde çalışmaya başladım… Çünkü kontrol edemediğim bir öfke çıkıyordu bazı durumlarda.

Oysa onun yapmak istemediği veya yaptığı şey, beni öfkelendiren her ne ise, o beni kızdırmak için yapmıyordu. Evet bir şey anlatmak/göstermek için yaptığı kesin ama beni kızdırmak değildi amacı. İlgi çekmek olabilir, anlatamadığı bir şeyler olduğu için olabilir, sadece çocuk olduğu için olabilir! Neydi bunu görmeme engel olan öfkenin sebebi?

Öncelikle öfkeni fark etmek ve görmek kolay değil. Öfkelendiğin an içinden bir alev topu çıkıyor gibi…Anlamadan durdurmaya çalışmak işi daha da kötü sonuçlandırıyor. Öfkelendiğini fark edip “burda beni tetikleyen ne” diye düşünmeye başladığın an içinde büyüyen o alev topu bir duraklıyor, sanki soğumaya başlıyor. Ben bu noktada ” sinirlenmeye başladım sanırım kızacağım ya da bağıracağım” diyorum. Bu hem benim durumu fark etmemi hem de onun fark etmesini sağlıyor. Bundan sonrası ayrı bir yazı konusu. Benim bahsetmek istediğim içimde bana ait olmayan öfkeleri anlamam. Tıpkı bana ait olmayan annelik gibi.

Ben annemden çok farklıyım, içinde büyüdüğüm aile farklı, yetiştiğim çevre farklı, gittiğim okullar farklı, evlendiğim adam farklı..yani baştan sona her şeyimiz farklı. Ama ben annemin anneliğini kendi anneliğim ile ayrıştırmayı beceremedim. Onun doğruları, onun kararları, onun kurallarını kendimin sandım.(Burda kuşak farkından kaynaklanan çocuk yetiştirme tarzındaki farklılıklardan bahsetmiyorum, anlatmaya çalıştığım şey çok daha derin). Bu yüzden de bana ait olmayan duygu ve düşüncelerle, otomatik pilot gibi anneliği sürdürdüğüm zamanlarda hep bir yere tosladım. Hiç bir zaman onun kadar iyi bir bir anne olamadım, olamazdım. Olamadığım için de hep kendimi suçladım, eleştirdim. Çünkü doğrusu onun anneliğiydi. Çünkü her çocuk için olduğu gibi benim için de annem mükemmeldi, yanlış olamazdı, hatalı olamazdı. O zaman bende bir hata vardı. Ben eksiktim, ben olamamıştım. Neden ben olamamıştım? Neden annelik bu kadar zordu? Sanki en çok bana zordu.

Kendimi tanımaya ve anlamaya çalıştıkça, anneliğimin bana ait olan kısımlarını da anlamaya başladım. Ben rahat bir anneydim, ben kendini de düşünen bir anneydim, ben çalışan bir anneydim, ben gezen, tozan, eğlenen bir anneydim. Bir örnek vereyim; çocukların tırnaklarını uzar uzamaz kesmezdim, kesmediğim için gördükçe vicdan azabı çekerdim, çünkü annem olsa hemen keserdi. Hem o vicdan azabını yaşayıp hem de hemen kesmene gerek yok diyen iki ses…Hangisini dinlesem kafam karışırdı, kesersem biri “aferin kız bak ne güzel çok uzamadan kestin mikrop yuvası uzun tırnakları” derken diğeri “bu sıkışık zamanda şart mı sabahın köründe kesmeyiver bugün de okula böyle gitsin” derdi… Sürekli bir yargıç ve sürekli bir karşıt. Sonuç olarak çocuklarıyla o anın tadını çıkaramayan, anneliğin tadını çıkaramayan bir ben.

Ne zaman ki bana ait olmayan duyguları anlamaya başladım, o zaman o duygular bende aynı etkiyi yaratmamaya başladı. Annelik bir miras değil. Çok klişe bir laf var; her bebek doğduğunda bir anne doğar. Klişe olsa da anneliği çok güzel anlatıyor. Senin anneliğin de çocuğunla birlikte doğuyor, büyüyor, gelişiyor. Geçmişten gelen izler, çocukluğundan gelen içindeki anne, bazı zamanlarda büyümekte olan anneliğini etkiliyor, değiştiriyor. O izlerle, senin kendi yolunu, çocuğuna ve kendine bakarak yeniden bulman gerekiyor.

Nasıl benim annem benim için en iyi anne ise, ben de çocuklarım için öyleyim. Annem gibi değilim, daha iyi de değilim daha kötü de… Sadece iyiyim.
Anneliğimle barıştığım için, anneliğimi sevdiğim için dünden daha iyiyim, yarın daha da iyi olacağım.

Anneliğini sev. Çünkü sen de kendi çocukların için en iyi annesin.


Yorumlar

  1. Çok güzel bir yazı olmuş.altı aylık yeni sayılabilecek bir anneyim.öfke ile ilgili son dönemlerde çok düşünür oldum. Her gün kendimi farklı şekillerde motive ediyorum ama son zamanlarda duyduğum en güzel cümle’anneliğini sev’. Teşekkürler.

  2. Benim kendi annem ve anneligimle ilgili dusundugum seyler tam da böyle; surekli bir yargıç, surekli bir karsit.Peki size ait olmayan duygulari anlayabilme yönünde nasil bir adim attiniz? Bir terapi mi yoksa üzerinde uzuun uzun dusunerek mi?
    Tesekkur ederim.

    • admin diyor ki: Nisan 25, 2016 at 9:10 am

      Merhaba Ben 1,5 senedir terapiye devam ediyorum epey yol aldım diyebilirim. Okuyarak da çok faydalandığımı düşünüyorum. Özellikle kişisel gelişim konusunda çalışmak uğraşmak iyi geliyor, bana iyi geldi :)

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir